|
mehmetankdemir demirwrote:
Sevgiyle bakardık,tüm insanlara
Nefret, kin bilmezdik, böyle değildik. Düşkünü kollardık, kucak açardık. Garibe gülmezdik, böyle değildik. Yalan riya yoktu, sözler senetti. Selam her kapıyı açan biletti. Sevgi, saygı vefa aynı niyetti Dostluğu silmezdik, böyle değildik. Sabır vardı, şükür vardı, sır vardı, Edep vardı, haya vardı, ar vardı, Gönül vardı, sevda, aşk vardı, Sevgiden yılmazdık, böyle değildik yalan yoktu riya yoktu namert yoktu selam vardı saygı vardı sevgi vardı iyilik vardı güzellik vardı neşe vardı huzur vardı çömertlik vardı vefa vardı ne oldu bize biz böyle değildik Bin damla umut serpilsin yüreğimize, Bin tatlı mutluluk dolsun günlerimize, Bin bir hayalimiz gerçekle buluşsun, Mutluluklar hep bizimle olsun, Umutlarımız gerçek,gerçeklerimiz mutluluk,olsun, Mutluluklarımız ise sonsuz olsun, ALLAH yar ve yardımcımız olsun. ALLAH a emanet olun. İnsan ya hayrandır sana, ya düşman. Ya hiç yokmuşsun gibi unutulursun ya bir dakka bile çıkmazsın akıldan... ********************************* Yalan Doğrudan, Karanlık Aydınlıktan Kaçar. Güneş Yanlızda Olsa Etrafa ışık Saçar; Üzülme Iyilerin Kaderidir Yanlızlık. Kargalar Sürüyle Uçar; Kartallar İse Yalnızdır. ***************************** sen gülerken yanındakilerde güler ama ağlarken yanlız ağlarsın onun için öyle birine sığınki asla bırakmasın *******************************
Nov. 8
|
|
|
ihsan aygünwrote:
bu bir dini sohbet grubumudur yoksa ilk görünüşle bana mı öye geldi.
Nov. 5
|
|
|
mert demirbaşwrote:
katındadır. Üstlerinde ne bir korku olur, ne de üzülürler.” (Bakara 2/62)
Kendine peygamber tebliği ulaşmayan kişi, sadece şirkten ve bildiği doğrulardan sorumlu olur. Peygamber tebliği ulaşan ise o peygambere inanmak ve onun gösterdiği gibi yaşamak zorundadır. Tebliğin ulaşması, peygamberin mucizesini, yani peygamberlik belgesini görmekle olur. Çünkü o zaman Allah’ın elçisini, gözüyle görmüş gibi kesin bilgiye ulaşır. Muhammed aleyhisselamın belgesi Kur’ân’dır. Kur’ân âyetlerini, kendi anlayacağı dille anlayarak okumamış veya dinlememiş kişilere de tebliğ ulaşmış olmaz. Yukarıdaki âyetin bir benzeri Mâide suresinde geçer. O âyet, öncesi ve sonrasıyla şöyledir: “De ki: "Ey kitap ehli! Tevrat'ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirilmiş olanı uygulamadıkça bir değeriniz olmaz. (Ya Muhammed) Rabbinden sana indirilenler, onların çoğunun azgınlık ve inkârını kesin artıracaktır. Onun için bu kâfirler topluluğuna üzülme. İman etmiş olanlar; Yahûdi, Sabiî veya Hıristiyan olanlar; işte bunlardan kim Allah'a ve Ahiret gününe inanır ve iyi işler yaparsa üstlerinde ne bir korku olur, ne de üzülürler. İsrail oğullarından kesin söz aldık ve elçiler gönderdik. Ama onlar, canlarının istemediği bir şey getiren elçilerden kimini yalanlamışlar, kimini de öldürmüşlerdir.” (Mâide 5/67-70) Konu ile ilgili bir âyet de şöyledir: “Yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı bulacakları ümmi Peygambere uyanlara; işte onlara o Peygamber iyiliği emreder, kötülüğü yasaklar. İyi şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar. Sırtlarından ağır yükleri, boyunlarından demir halkaları kaldırır atar. Kim ki ona inanır, onu saygıyla destekler, ona yardım eder, onunla birlikte gönderilen o Nur’a uyarsa; işte onlar umduklarına kavuşurlar.” (A’raf 7/157) Bu üç dinde; Yahûdi, Sabiî ve Hıristiyanlarda Allah’ın varlığı ve birliği inancı ile Ahiret inancı vardır. Ayette geçen “iyi işler” kavramı, kişilerin bilgisine göre değişir. Yukarıdaki âyetlerin açıkça gösterdiği gibi onlardan kim, son peygamberin tebliği ile karşılaşırsa ona inanmak ve orada belirtilen iyi işleri yapmak zorundadır. Allah, bu konuda peygamberlerden kesin söz almıştır: "Size kitap ve hikmet veririm de, sonra sizdekini doğru sayan bir elçi gelirse
Nov. 3
|
|
|
burhan dddwrote:
slm emel süpersın yanında olmak vardı şımdı kralıçe gıbısın tatlım ce vabını beklıyom aşkım
Oct. 31
|
|
|
salih karawrote:
sim
Oct. 29
|